birsan alüminyum
Süleyman Ragıp Yazıcılar
Köşe Yazarı
Süleyman Ragıp Yazıcılar
 

TATLI BİR HATIRA

2010 senesi idi. O vakitler, GENÇ Dergisi’nin okuyuculara hediye edeceği kitap üzerinde istişareler sürüyordu. Bu vesileyle, kitabın yazarı Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile görüşmelerimiz oluyordu. Bir bakıma, içi hazırdı fakat kitap ismi hususunda henüz bazı şeyler netleşmemişti. Tam o sıralar, ilk evladım Hikmet Kerem doğdu, bunun büyük sevinci ve şaşkınlığı vardı üzerimde. Mutluluktan ve heyecandan havaya uçuyordum, işte tam böyle bir günde, Osman Efendi’nin yanına gittim, kitapla ilgili son noktaları belirleyelim diye düşündüm. Yanına girdiğimde, “Ne koydunuz adını?” diye sordu. Ben tabii birden çok sevindim, “vay be, bebekten hiç bahsetmemiştim” diye içimden geçirdim, büyük bir coşkuyla “Hikmet Kerem koyduk efendim.” dedim. Bu cevabım üzerine Osman Efendi birkaç saniye boşluğa bakar gibi yüzüme baktı, bir anlam veremedi, hafiften öylece duraksadı. Ben tabii ne oluyor, ne dedim acaba diye düşününce, işi birden kavradım ve “ah ulan Süleyman, ne bebeği yahu, kitabı soruyor kitabı” dedim içimden. Ardından da hemen ilave ettim: “Kitabı sordunuz değil mi efendim?” Evet manasında başını sallayınca, gülmekten kendimi alamadım, kendim söyleyip kendim güldüm birkaç saniye. Benim bu hâlime Osman Efendi de tebessüm etti, meğer o kitabın ismini sormuş ben de heyecanla bebeğin ismini söylemiştim. Aklıma geldikçe gülümsediğim hatıralardan biridir bu, hayat karşısında genel hâlimin de özeti gibidir, biraz çocuksu biraz heyecanlı biraz şaşkın.
Ekleme Tarihi: 11 Kasım 2025 -Salı
Süleyman Ragıp Yazıcılar

TATLI BİR HATIRA

2010 senesi idi. O vakitler, GENÇ Dergisi’nin okuyuculara hediye edeceği kitap üzerinde istişareler sürüyordu.
Bu vesileyle, kitabın yazarı Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile görüşmelerimiz oluyordu. Bir bakıma, içi hazırdı fakat kitap ismi hususunda henüz bazı şeyler netleşmemişti.
Tam o sıralar, ilk evladım Hikmet Kerem doğdu, bunun büyük sevinci ve şaşkınlığı vardı üzerimde.
Mutluluktan ve heyecandan havaya uçuyordum, işte tam böyle bir günde, Osman Efendi’nin yanına gittim, kitapla ilgili son noktaları belirleyelim diye düşündüm.
Yanına girdiğimde, “Ne koydunuz adını?” diye sordu.
Ben tabii birden çok sevindim, “vay be, bebekten hiç bahsetmemiştim” diye içimden geçirdim, büyük bir coşkuyla “Hikmet Kerem koyduk efendim.” dedim.
Bu cevabım üzerine Osman Efendi birkaç saniye boşluğa bakar gibi yüzüme baktı, bir anlam veremedi, hafiften öylece duraksadı.
Ben tabii ne oluyor, ne dedim acaba diye düşününce, işi birden kavradım ve “ah ulan Süleyman, ne bebeği yahu, kitabı soruyor kitabı” dedim içimden.
Ardından da hemen ilave ettim:
“Kitabı sordunuz değil mi efendim?”
Evet manasında başını sallayınca, gülmekten kendimi alamadım, kendim söyleyip kendim güldüm birkaç saniye.
Benim bu hâlime Osman Efendi de tebessüm etti, meğer o kitabın ismini sormuş ben de heyecanla bebeğin ismini söylemiştim.
Aklıma geldikçe gülümsediğim hatıralardan biridir bu, hayat karşısında genel hâlimin de özeti gibidir, biraz çocuksu biraz heyecanlı biraz şaşkın.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.