Özgür Özel Mustafa Kemal’in kabrine gidiyor, konuşuyor, şikayetlerini dile getiriyor, söz veriyor vs.
Cübbeli Ahmet Mahmut Efendi’nin kabri üzerinden tartışılacak şeyler söylüyor, oradan yönetildiğini vs. belirtiyor.
Herkesin hâli başka lakin ölülerimizle yaşıyoruz sözü daha bir manidar geldi şimdi.
İnsanın ölümsüzlüğüne vurgu açısından ibretlik iki hadise aslında, olaya değil olguya odaklanırsak eğer buradan epey bir ders, hikmet çıkar bizlere.
Bir de işin şu tarafı var, Özgür Özel’in kitlesi kabirden yönetilen insanlara gülüp geçer lakin onlar da çoğu zaman farkında olmadan benzer durumlara düşmüş oluyorlar. Teknik açıdan çok benziyor bence.
Hasılı, insan bir muamma, ölsek de ölmüyoruz, ölüm zahirin sonu fakat hakikatte bir ara durak, ötelere geçişin mecburi şartı.
Kendi adıma, ibretle, hikmetle âlemi izlemeyi seviyorum, Rabbimizden ilim talep ediyorum ve bizi rızasına ulaştıracak ameli diliyorum. Gerisi anlayışlar ve algılar adedince farklılık, çeşitlilik.
Duamız bellidir:
Rabbimiz bizi dosdoğru yola ilet. Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna, gazaba uğramışların ve yönünü şaşırmışların değil, amin!
Not: Bu gönderiyi nasıl bir fotoğrafla paylaşacağımı bilemedim, madem söz kabirlerden açıldı, mana ekolünün piri olan Şeyh Mustafa Devati Hazretleri’nin türbesinden bir hatıra hoş olur diye düşündüm, benim için kabir değil cennetin ta kendisi olan eşsiz mekanlardan biridir, ölen ten imiş, aşıklar ölmez. Vefatımdan sonra oradaki hazireye gömülmek ne güzel olurdu doğrusu..

