birsan alüminyum
Mahmut Toptaş
Köşe Yazarı
Mahmut Toptaş
 

Hansa

Müslüman olmadan önce mersiye/ağıt şiirleri söylemede bir numara; Müslüman olduktan sonra vazgeçmiş ama o en sevdiği kardeşi Sahr için yine ağlamaya devam ederken, “Niçin hâlâ ağlarsın?” diyenlere, “Müslüman olmadan önce öldüğüne ağlardım, şimdi ise İslam’la tanışmadığı için cehennemde yandığına ağlarım” demiş. Müslüman olan dört çocuğunun da cehennemde yanmaması için Kadisiyye Savaşı’na dört çocuğuyla katılmış ve savaş öncesi oğullarına nasihat ederek: وقد تعلمون ما أعد الله للمسلمين من الثواب الجزيل في حرب الكافرين. واعلموا أن الدار الباقية خير من الدار الفانية، يقول الله عَزَّ وجَلّ: " يا أيها الذي أمنوا اصبروا وصابروا ورابطوا، واتقوا الله لعلكم تفلحون " . فإذا أصبحتم غداً إن شاء الله سالمين فاغدوا إلى قتال عدوكم مستبصرين، وبالله على أعدائه مستنصرين. وإذا رأيتم الحرب قد شمّرت عن ساقها، واضطرمت لظى على سِياقها، وجُلِّلت ناراً على أرواقها، فتيمّموا وطيسها، وجالدوا رئيسها عند احتدام خميسها، تظفروا بالغُنْم والكرامة، في دار الخلد والمقامة. فخرج بنوها قابلين لنُصْحها، وتقدموا فقاتلوا وهم يرتجزون، وأبلوا بلاءً حسناً، واستشهدوا رحمهم الله. فلما بلغها الخبر قالت: الحمد لله الذي شرفني بقتلهم، وأرجو من ربي أن يجمعني بهم في مُستقَرّ رحمته. “Siz, kâfirlerle harp ederken Allah’ın size bol sevap hazırladığını biliyorsunuz. İyi bilin ki baki olan ahiret, fani olan dünyadan daha hayırlıdır. Allah celle celalüh şöyle buyurur: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا اصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ “Ey iman edenler, sabredin, sabır yarışı edin, kenetlenip kuvvetlenin, Allah'tan sakının ki, kurtuluşa erişesiniz.” (Al-i İmran süresi ayet 3/199) Yarına sağ-salim ulaşırsanız, gözünüzü açın ve düşmanlarınıza saldırın. Allah düşmanlarına karşı Allah’tan yardım isteyerek saldırın. Harbin paçaları sıvadığını/kızıştığını, savaşın alevlerinin her tarafa aktığını, ateşin direkleri sardığını gördüğünüzde savaşın tam ocağına/ortasına yönelir, çarpışmayı komutanla yaparsanız zaferi kazanır, ganimet elde eder ahirette ebedilik yurdunda değerli olursunuz, cennette makam elde edersiniz. Çocukları nasihatı alıp çıktılar, ön safa geçtiler, savaştılar. Savaşırken, “Güzel bir imtihan nimetine kavuştuk” recez/sözünü mırıldanırken şehit oldular. Bunu duyan anne Hansa (Allah ondan razı olsun): الحمد لله الذي شرفني بقتلهم، وأرجو من ربي أن يجمعني بهم في مُستقَرّ رحمته Beni, çocuklarımın (bu harpte şehit olarak) öldürülmesiyle şereflendiren Allah’a hamdolsun. Rabbimden isteğim, beni ve çocuklarımı, rahmetiyle son durak cennette bir araya getirmesidir.” (İbnü’l Esir, Üsdü’l-Ğabe, Hansa maddesi) Bir arkadaşım anlatıyor: “Akrabamızdan biri Irak’ta şehit oldu. Taziye için gittim, başka şehirlerde büyük işler yapan ama Cuma namazı ve bayram namazını da terk eden akrabalarımız da gelmişler. Hepimiz, adet olduğu üzere teselli için, “Başınız sağ olsun, mekânı cennet olsun” diyoruz, onlar da aynısını söylüyorlar. Bu sözlerde beraberiz. Derken bir gurup daha gülerek, şen şakrak girdiler, şehit babasını sanki askerden gelen adamı karşılar gibi sevinerek, “Gözün aydın, ne mutlu sana, keşke biz de şehit olabilseydik veya senin gibi şehit babası olabilseydik” dediler şaştık kaldık.”     Hangisi daha doğru? Ecel değişmez. İşgalci İsrail, Gazze’de yetmiş bin Müslüman’ı şehitler kervanına kattı da kendi halkı ölmediler mi? Kendi halkından insanlar da yatağında, işyerinde, hastanede öldüler ve cehennemi boyladılar. Nasıl olsa öleceğiz. Trump, Netanyahu, Putin, Şi gibi saldırganlara karşı kendimizi savunmaktan kaçınarak ecelimizi mi uzatacağız? Nasıl olsak, nerde bulunsak, ne yapsak ecel geldiği anda kişi ölür. Rabbimiz, bazı imanlı insanları seçerek onları şehitlikle ödüllendirir: Rabbimize gönül ve kulak verelim: إِنْ يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ الْقَوْمَ قَرْحٌ مِثْلُهُ وَتِلْكَ الْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللَّهُ الَّذِينَ آَمَنُوا وَيَتَّخِذَ مِنْكُمْ شُهَدَاءَ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِمِينَ “Eğer size (Uhud’da) bir yara değmişse, o topluluğa da (Bedir’de) benzeri bir yara değmiştir. O günleri biz insanlar arasında dolaştırır dururuz. Bu, Allah’ın sizden iman edenleri belirtmesi ve sizden şehitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.” (Al-i İmran süresi ayet 3/140).    
Ekleme Tarihi: 23 Ocak 2026 -Cuma
Mahmut Toptaş

Hansa

Müslüman olmadan önce mersiye/ağıt şiirleri söylemede bir numara; Müslüman olduktan sonra vazgeçmiş ama o en sevdiği kardeşi Sahr için yine ağlamaya devam ederken, “Niçin hâlâ ağlarsın?” diyenlere, “Müslüman olmadan önce öldüğüne ağlardım, şimdi ise İslam’la tanışmadığı için cehennemde yandığına ağlarım” demiş.

Müslüman olan dört çocuğunun da cehennemde yanmaması için Kadisiyye Savaşı’na dört çocuğuyla katılmış ve savaş öncesi oğullarına nasihat ederek:

وقد تعلمون ما أعد الله للمسلمين من الثواب الجزيل في حرب الكافرين. واعلموا أن الدار الباقية خير من الدار الفانية، يقول الله عَزَّ وجَلّ: " يا أيها الذي أمنوا اصبروا وصابروا ورابطوا، واتقوا الله لعلكم تفلحون " . فإذا أصبحتم غداً إن شاء الله سالمين فاغدوا إلى قتال عدوكم مستبصرين، وبالله على أعدائه مستنصرين.

وإذا رأيتم الحرب قد شمّرت عن ساقها، واضطرمت لظى على سِياقها، وجُلِّلت ناراً على أرواقها، فتيمّموا وطيسها، وجالدوا رئيسها عند احتدام خميسها، تظفروا بالغُنْم والكرامة، في دار الخلد والمقامة. فخرج بنوها قابلين لنُصْحها، وتقدموا فقاتلوا وهم يرتجزون، وأبلوا بلاءً حسناً، واستشهدوا رحمهم الله. فلما بلغها الخبر قالت: الحمد لله الذي شرفني بقتلهم، وأرجو من ربي أن يجمعني بهم في مُستقَرّ رحمته.

“Siz, kâfirlerle harp ederken Allah’ın size bol sevap hazırladığını biliyorsunuz. İyi bilin ki baki olan ahiret, fani olan dünyadan daha hayırlıdır.

Allah celle celalüh şöyle buyurur:

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا اصْبِرُوا وَصَابِرُوا وَرَابِطُوا وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

“Ey iman edenler, sabredin, sabır yarışı edin, kenetlenip kuvvetlenin, Allah'tan sakının ki, kurtuluşa erişesiniz.” (Al-i İmran süresi ayet 3/199)

Yarına sağ-salim ulaşırsanız, gözünüzü açın ve düşmanlarınıza saldırın. Allah düşmanlarına karşı Allah’tan yardım isteyerek saldırın.

Harbin paçaları sıvadığını/kızıştığını, savaşın alevlerinin her tarafa aktığını, ateşin direkleri sardığını gördüğünüzde savaşın tam ocağına/ortasına yönelir, çarpışmayı komutanla yaparsanız zaferi kazanır, ganimet elde eder ahirette ebedilik yurdunda değerli olursunuz, cennette makam elde edersiniz.

Çocukları nasihatı alıp çıktılar, ön safa geçtiler, savaştılar.

Savaşırken, “Güzel bir imtihan nimetine kavuştuk” recez/sözünü mırıldanırken şehit oldular.

Bunu duyan anne Hansa (Allah ondan razı olsun):

الحمد لله الذي شرفني بقتلهم، وأرجو من ربي أن يجمعني بهم في مُستقَرّ رحمته

Beni, çocuklarımın (bu harpte şehit olarak) öldürülmesiyle şereflendiren Allah’a hamdolsun. Rabbimden isteğim, beni ve çocuklarımı, rahmetiyle son durak cennette bir araya getirmesidir.” (İbnü’l Esir, Üsdü’l-Ğabe, Hansa maddesi)

Bir arkadaşım anlatıyor:

“Akrabamızdan biri Irak’ta şehit oldu. Taziye için gittim, başka şehirlerde büyük işler yapan ama Cuma namazı ve bayram namazını da terk eden akrabalarımız da gelmişler.

Hepimiz, adet olduğu üzere teselli için, “Başınız sağ olsun, mekânı cennet olsun” diyoruz, onlar da aynısını söylüyorlar.

Bu sözlerde beraberiz. Derken bir gurup daha gülerek, şen şakrak girdiler, şehit babasını sanki askerden gelen adamı karşılar gibi sevinerek, “Gözün aydın, ne mutlu sana, keşke biz de şehit olabilseydik veya senin gibi şehit babası olabilseydik” dediler şaştık kaldık.”

 
 

Hangisi daha doğru?

Ecel değişmez.

İşgalci İsrail, Gazze’de yetmiş bin Müslüman’ı şehitler kervanına kattı da kendi halkı ölmediler mi?

Kendi halkından insanlar da yatağında, işyerinde, hastanede öldüler ve cehennemi boyladılar.

Nasıl olsa öleceğiz.

Trump, Netanyahu, Putin, Şi gibi saldırganlara karşı kendimizi savunmaktan kaçınarak ecelimizi mi uzatacağız?

Nasıl olsak, nerde bulunsak, ne yapsak ecel geldiği anda kişi ölür.

Rabbimiz, bazı imanlı insanları seçerek onları şehitlikle ödüllendirir:

Rabbimize gönül ve kulak verelim:

إِنْ يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌ فَقَدْ مَسَّ الْقَوْمَ قَرْحٌ مِثْلُهُ وَتِلْكَ الْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ النَّاسِ وَلِيَعْلَمَ اللَّهُ الَّذِينَ آَمَنُوا وَيَتَّخِذَ مِنْكُمْ شُهَدَاءَ وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ الظَّالِمِينَ

“Eğer size (Uhud’da) bir yara değmişse, o topluluğa da (Bedir’de) benzeri bir yara değmiştir. O günleri biz insanlar arasında dolaştırır dururuz. Bu, Allah’ın sizden iman edenleri belirtmesi ve sizden şehitler edinmesi içindir. Allah zalimleri sevmez.” (Al-i İmran süresi ayet 3/140).

 

 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.