Derler ki; '' Siyaset, bir toplumu yönetme, ortak kararlar alma ve güç ilişkilerini düzenleme sanatıdır. En temel unsurları iktidar, devlet ve toplumsal uzlaşmadır. '' Yetmişime merdiven dayadım, herkesin yaşadığı hengamenin ortasında kendime bir güzergah bulmak için çalıştım. Yazar, çizer, münevver vb dedim ayırdım. Bunlar spora hizmet ediyorlar dedim taraftar oldum. Hatta, siyasette gerekli dedim, düzenli oy verdim.
Global sermayenin global sömürüsünü yaşıyoruz. Hatta, dünyayı bir merkezden idare etme gayretleride var. Hani, çok kutuplu, çok başlı, bölgesel güç denilen kavramlarda var tabi.
Ben gazeteciyim. Keşke kalemim sanat, edebiyat erbabı olsaydı. Kimilerine göre hikaye, roman yazmak herkesin harcı değil. Olabilir ama koca dünyayı harmanlayanlar görünce hikayede, romanda hatta, çok sevdiğim şiirde manasız kalıyor. Gazeteci gözüyle bakınca böyle görülüyor.
Efendim Osmanlıcılık varmış. Yok yok bilmem ne Anadoluculuk varmış. Osmanlıcılık akımı bu bilmem ne Anadoluculara karşı değil ama bilmem ne Anadolucular Osmanlıcılığa karşıymış. Yahu, Osmanlının 600 senelik tarihi var. Kedine has mimari, sanat, edebiyat, mühendislik vs eserleri sunmuş. Kendisini aşmış, Viyana kapılarına dayanmış. Sen Viyana'da Çerkes Dayı heykelini bilirmisin. Bilmezsin tabi. Çıplak heykeller arasında kaybolup gitmişsin.
Merhum Prof Dr Oktay Sinanoğlu; Sömürgecilerin sahte aydın sınıfı yetiştirdiğini ve bu kişileri halkın başına bela ettiğini savunmuştur. Bir de bu açıdan bakalım. Anadoluda 1000 senedir var olan bir medeniyeti görmemek öyle hafif kelimelerle izah edilecek bişi değil. Aptallıktır, sömürgecilerin hizmetkarı olmaktır. Yani, kimliğini inkardır..
Yahu, günümüzde farklı anlaşılıyor bu Osmanlıcılık hikayesi. Osmanlıcılık öyle gerici - yobaz nitelemeleriyle karalanıp geçilecek mevzu değil. Onca aydın, münevver kafa yoruyor. Bu coğrafyanın asli değeri İslâm dır diyorlar. Haliyle günümüz Osmanlıcılığını maddi - manevi değerlerin savunuculuğu olarak yorumluyorlar.
Böyle bir mevzuyu işleyip merhum Kadir Mısıroğlu sözlerinden bir iki aktarım yapmasak olmaz. Üstad '' İslâm henüz dünyaya egemen olmadı, çünkü Müslümanlar Şeriat'a layık durumda değil. Kuran'dan yüz çevirdiler. Ne zaman İslâm'ı yaşayış biçimleri düzelir, iyi bir Müslüman olarak yaşarlarsa o zaman İslâm egemen olur. '' demiş. Üstad '' Kemalist demek, mantıkla alışverişi kesmiş adam demektir '' dediği gibi '' Kimseyi ırkından dolayı hor görmem. Irk tercihi Allah'ın takdiridir '' de demiş.
Siyaset deyince makaledede bütünlük sağlamak zor oluyor. Mecburen daldan dala misali konulara geçiyoruz. Efendim, TÜİK (Türkiye'nin nüfus, ekonomi, tarım ve toplum gibi her alanında resmi sayım ve verileri toplayıp yayımlayan devlet kurumudur. ) Temmuz ayı enflasyon rakamını 1.78 olarak açıkladı.
Temmuz 2026'da TÜRK-İŞ verilerine göre bekar bir çalışanın aylık yaşama (asgari yaşam) maliyeti 47.758 TL olarak gerçekleşti. Aynı ayda dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 36.940 TL, yoksulluk sınırı ise 120.325 TL oldu.
Bu enflasyon mevzusunu girmeyeceğim. Rabbimiz darda olanların yardımcısı olsun. Hakikaten sabit gelirli insanlarımız, emekliler ciddi düzenleme, iyileştirme bekliyorlar. İnşaallah ilgililer, yetkililer bu konuda bişeyler yaparlar. Böylece hem mağdurların dualarını ( ve dahi oylarını almış ) hem de adil gelir dağılımını sağlamış olurlar..
Mevzumuzu '' Mevlânâ'ya göre insanın kendisini bulması, dış dünyadaki geçici heveslerden vazgeçip içindeki ilahi özü keşfetmesi, nefsini terbiye etmesi ve hiçlik bilincine ulaşması sürecidir. Bu yolculuk "Kendini bilen Rabbini bilir" anlayışına dayanır. '' diyerek kapatalım. Vesselam...

