birsan alüminyum
Emrullah Akbulat
Köşe Yazarı
Emrullah Akbulat
 

AVRUPA'DA KADINA TACİZ VE TECAVÜZÜN ÖNÜ ALINAMIYOR

Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı (FRA) ve Eurostat verilerine göre, Avrupa'daki her 3 kadından 1'i (%30.7) yetişkinlik döneminde fiziksel veya cinsel şiddet/tacize uğramaktadır. Europol raporları, kıtada her iki dakikada bir cinsel saldırı veya şiddet suçu işlendiğini gösterir. Bu durumun temelinde toplumsal eşitsizlikler, dijitalleşen takip sistemleri ve mağdur suçlayıcı kültürel yapılar yatmaktadır. Esasen raporda kayda geçmedikleri veya şöyle ifade edelim inançsızlık - ateizm beraberinde sorumsuzluğu getiriyor. Kişiler vicdan mahkemelerini kuramıyorlar. Böyle devam ederse Avrupa'da yetişen büyüyen çocukların yarıdan fazlası travmatik yaşayacaklar. Çünkü; Psikologlara göre, taciz ve tecavüzde sadece bedenler zarar görmez; İnsanların onuru incinir, yürekleri - zihinleri yara alır. Batı medeniyeti ısrarla bu sapkın hayatı savunuyor. Kadın özgürlüğü derken esasen kadını metalaştırıyor adeta ticari araca dönüştürüyor.           Avrupa Birliği (AB) genelinde partneri veya aile bireyi tarafından öldürülen kadın oranı her bir milyon kişide 4,1 iken, Macaristan ve Danimarka gibi ülkelerde genel şiddet oranları yüzde 47 - 49 seviyelerine ulaşmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, ülkede kadınların %28,2'sinin psikolojik, %18,3'ünün ekonomik ve %12,8'inin fiziksel şiddete maruz kaldığını ortaya koymaktadır. Son 12 aylık dönemde ise kadınların %25,1'i çeşitli şiddet türleriyle karşı karşıya kalmıştır. Diyeceğim insanlığın çivisi çıkmış. Övülen batıda taciz - tecavüz, bizdede kadına şiddet ve cinayet daha yüksek.  '' Bu cezalandırmanın sebebi şudur: Bir toplum, kendisinde bulunan güzel ahlâk ve meziyetleri değiştirmedikçe Allah da onlara verdiği nimetleri değiştirmez. Hiç şüphe yok ki Allah hakkıyla işiten ve kemâliyle bilendir. '' Enfâl / 53. Ayet           Resmi olarak 100 senedir zorla batılılaştırılıyoruz. Batının ilmini değil; Çürümüş, kokuşmuş sosyal yaşamını, müziğini, eğlence kültürünü dayatıyorlar. Sonrada taciz, tecavüz ve cinayet olaylarını tartışıyoruz. Haliyle hapisaneler yetmemeye başlıyor.            Makalemizde paylaştığımız rakamlar resmi rakamlardır. Avrupa'da kadınların % 30.7 si hayatlarının bir döneminde fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalıyorlar. Müthiş bir rakam. Oranı ciddi derecede etkileyecek karakola yansıyan ama mahkemelere aktarılmayan suçlar bu oranların dışında. Bizde de benzer bazı olaylar araya girenler - arabulucular aracılığıyla karakol aşamasındayken kapatılıyor, mahkemelere yansıtılmıyor.             Avrupa Birliği'nin mevzumuzla ilgili istatistiklerini aktarmaya devam edelim. Kadınların %17.2'si cinsel şiddet yaşamıştır. İş yerinde cinsel tacize uğrayanların oranı ise her 3 kadından 1'idir (%35 oranına kadar çıkabilmektedir). Genç kadınlar (18-29 yaş arası) yaşlı gruplara kıyasla çok daha yüksek oranda (%35) taciz ve şiddet bildirmektedir.           O çok övülen İsveç ve Finlandiya gibi cinsiyet eşitliğinin en yüksek olduğu savunulan ülkeler, anketlerde en yüksek şiddet/taciz oranlarına sahiptir. Bunun temel nedeni, bu ülkelerdeki geniş yasal tanımlar, rıza dışı her eylemin suç sayılması, her tekrarlayan olayın ayrı kaydedilmesi ve kadınların şikayet etme oranının yüksek olmasıdır.            İnsan yazarken bile utanıyor ama Avrupalının gerçeği olduğu için aktaralım. Avrupa'da ebeveynlerin tacizine - tecavüzüne uğrayan çocukların oran sayısıda çok fazla. Haliyle bu çocuklar büyüdüklerinde taciz ve istismara eğilimli oluyorlar. Ömürleri boyunca depresyon, post - travmatik sitres altında yaşıyorlar.            " Sizin en hayırlılarınız, ahlâkı en güzel olanlarınızdır. "  Hz Muhammed (sav )            Avrupalı ( Batılı ) işlediği bütün iğrenç suçlarını sanki doğulular yapıyormuş gibi aktarır. Sömürgeleştirdiği toplumların beyinlerini yıkar. En ilkel Afrika kabilelerinde bile ahlak erdem toplumun yaşam biçimini yönlendiriyor. Bu mazlum Milletleri maalesef kobay gibi kullanıyorlar.  Benzer şeyleri bize de dayatmıyor değiller; Allah'tan bizim tarihi köklerimiz, geleneklerimiz sağlam. Avrupa'da rutin yaşanan ahlaksızlıklar bizim toplumumuzda istisnalar olarak yaşanıyor. Ancak, tedbir alınmazsa muhakkak ki yaygınlaşacak. Cinsel sapmaları bu kapsamda ele almamız ve hiç taviz vermememiz gerekiyor.           Unutmamalıyız ki kültürleri besleyen önemli ana kaynaklardan biri dindir. Bizim kültürümüzde İslâmla bezelidir. Her ne kadar batılılaştırılma dayatması olsa da müslümanız. Avrupalılar gibi olamayız. İnşaallah ahlâk, edep ve imanımızla yoğrulmuş kültürümüzle bireyler ve toplum olarak huzurlu, güvenli toplum - Millet olarak geleceğe yolculuğumuz devam edecektir. Vesselam...
Ekleme Tarihi: 23 Ağustos 2026 -Pazar
Emrullah Akbulat

AVRUPA'DA KADINA TACİZ VE TECAVÜZÜN ÖNÜ ALINAMIYOR

Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı (FRA) ve Eurostat verilerine göre, Avrupa'daki her 3 kadından 1'i (%30.7) yetişkinlik döneminde fiziksel veya cinsel şiddet/tacize uğramaktadır. Europol raporları, kıtada her iki dakikada bir cinsel saldırı veya şiddet suçu işlendiğini gösterir. Bu durumun temelinde toplumsal eşitsizlikler, dijitalleşen takip sistemleri ve mağdur suçlayıcı kültürel yapılar yatmaktadır. Esasen raporda kayda geçmedikleri veya şöyle ifade edelim inançsızlık - ateizm beraberinde sorumsuzluğu getiriyor. Kişiler vicdan mahkemelerini kuramıyorlar. Böyle devam ederse Avrupa'da yetişen büyüyen çocukların yarıdan fazlası travmatik yaşayacaklar. Çünkü; Psikologlara göre, taciz ve tecavüzde sadece bedenler zarar görmez; İnsanların onuru incinir, yürekleri - zihinleri yara alır. Batı medeniyeti ısrarla bu sapkın hayatı savunuyor. Kadın özgürlüğü derken esasen kadını metalaştırıyor adeta ticari araca dönüştürüyor.
          Avrupa Birliği (AB) genelinde partneri veya aile bireyi tarafından öldürülen kadın oranı her bir milyon kişide 4,1 iken, Macaristan ve Danimarka gibi ülkelerde genel şiddet oranları yüzde 47 - 49 seviyelerine ulaşmaktadır. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayımlanan Türkiye Kadına Yönelik Şiddet Araştırması, ülkede kadınların %28,2'sinin psikolojik, %18,3'ünün ekonomik ve %12,8'inin fiziksel şiddete maruz kaldığını ortaya koymaktadır. Son 12 aylık dönemde ise kadınların %25,1'i çeşitli şiddet türleriyle karşı karşıya kalmıştır. Diyeceğim insanlığın çivisi çıkmış. Övülen batıda taciz - tecavüz, bizdede kadına şiddet ve cinayet daha yüksek. 
'' Bu cezalandırmanın sebebi şudur: Bir toplum, kendisinde bulunan güzel ahlâk ve meziyetleri değiştirmedikçe Allah da onlara verdiği nimetleri değiştirmez. Hiç şüphe yok ki Allah hakkıyla işiten ve kemâliyle bilendir. '' Enfâl / 53. Ayet
          Resmi olarak 100 senedir zorla batılılaştırılıyoruz. Batının ilmini değil; Çürümüş, kokuşmuş sosyal yaşamını, müziğini, eğlence kültürünü dayatıyorlar. Sonrada taciz, tecavüz ve cinayet olaylarını tartışıyoruz. Haliyle hapisaneler yetmemeye başlıyor. 
          Makalemizde paylaştığımız rakamlar resmi rakamlardır. Avrupa'da kadınların % 30.7 si hayatlarının bir döneminde fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalıyorlar. Müthiş bir rakam. Oranı ciddi derecede etkileyecek karakola yansıyan ama mahkemelere aktarılmayan suçlar bu oranların dışında. Bizde de benzer bazı olaylar araya girenler - arabulucular aracılığıyla karakol aşamasındayken kapatılıyor, mahkemelere yansıtılmıyor. 
           Avrupa Birliği'nin mevzumuzla ilgili istatistiklerini aktarmaya devam edelim. Kadınların %17.2'si cinsel şiddet yaşamıştır. İş yerinde cinsel tacize uğrayanların oranı ise her 3 kadından 1'idir (%35 oranına kadar çıkabilmektedir). Genç kadınlar (18-29 yaş arası) yaşlı gruplara kıyasla çok daha yüksek oranda (%35) taciz ve şiddet bildirmektedir.
          O çok övülen İsveç ve Finlandiya gibi cinsiyet eşitliğinin en yüksek olduğu savunulan ülkeler, anketlerde en yüksek şiddet/taciz oranlarına sahiptir. Bunun temel nedeni, bu ülkelerdeki geniş yasal tanımlar, rıza dışı her eylemin suç sayılması, her tekrarlayan olayın ayrı kaydedilmesi ve kadınların şikayet etme oranının yüksek olmasıdır. 
          İnsan yazarken bile utanıyor ama Avrupalının gerçeği olduğu için aktaralım. Avrupa'da ebeveynlerin tacizine - tecavüzüne uğrayan çocukların oran sayısıda çok fazla. Haliyle bu çocuklar büyüdüklerinde taciz ve istismara eğilimli oluyorlar. Ömürleri boyunca depresyon, post - travmatik sitres altında yaşıyorlar. 
          " Sizin en hayırlılarınız, ahlâkı en güzel olanlarınızdır. "  Hz Muhammed (sav ) 
          Avrupalı ( Batılı ) işlediği bütün iğrenç suçlarını sanki doğulular yapıyormuş gibi aktarır. Sömürgeleştirdiği toplumların beyinlerini yıkar. En ilkel Afrika kabilelerinde bile ahlak erdem toplumun yaşam biçimini yönlendiriyor. Bu mazlum Milletleri maalesef kobay gibi kullanıyorlar.  Benzer şeyleri bize de dayatmıyor değiller; Allah'tan bizim tarihi köklerimiz, geleneklerimiz sağlam. Avrupa'da rutin yaşanan ahlaksızlıklar bizim toplumumuzda istisnalar olarak yaşanıyor. Ancak, tedbir alınmazsa muhakkak ki yaygınlaşacak. Cinsel sapmaları bu kapsamda ele almamız ve hiç taviz vermememiz gerekiyor.
          Unutmamalıyız ki kültürleri besleyen önemli ana kaynaklardan biri dindir. Bizim kültürümüzde İslâmla bezelidir. Her ne kadar batılılaştırılma dayatması olsa da müslümanız. Avrupalılar gibi olamayız. İnşaallah ahlâk, edep ve imanımızla yoğrulmuş kültürümüzle bireyler ve toplum olarak huzurlu, güvenli toplum - Millet olarak geleceğe yolculuğumuz devam edecektir. Vesselam...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (4)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sadi Üner
(23.08.2026 11:40 - #2007)
Elinize sağlık hocam, çok güzel , bir o kadarda bilgilendirici .
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
A.Eser
(23.08.2026 11:41 - #2008)
Çok değerli makale için yüreğine sağlık üstad.İnşallah gelecek nesillerinizde güzel ahlâkı benimser.Batıdan pislikten başka birsey gelmiyor.Hayırlı günler dilerim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Güven
(23.08.2026 11:51 - #2009)
Ağzına sağlık sayın abim.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
SİMYACI
(23.08.2026 12:00 - #2010)
Sayın abim, ​Yazınıza kısmen katılıyorum. Ancak olayları tamamen sekülarizm, ateizm veya Batı yaşam tarzı eksenine oturtarak tek bir nedene indirgeyen yaklaşımınıza mesafeli bakıyorum. Kriminal olayları ve kadına yönelik şiddeti tek bir dünya görüşü ya da inanç sistemiyle açıklamak tablonun karmaşıklığını göz ardı etmek anlamına gelir. Bu konuyu sosyolojik ve istatistiki veriler ışığında incelemek gerekir. ​Uluslararası kuruluşların (UNODC, UN Women, Eurostat ve WHO) verilerini farklı coğrafyalar, dinsel yapılar ve sekülarite dereceleri açısından karşılaştırdığımızda karşımıza şu somut analizler çıkmaktadır: İsveç ve Finlandiya gibi seküler ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin savunulduğu ülkeler, anketlerde en yüksek şiddet oranlarına sahiptir. Ancak kriminologlara göre bunun sebebi fiili şiddetin fazlalığı değil; yasal tanımların çok geniş olması, rıza dışı her temasın suç sayılması, kayıt sisteminin şeffaflığı ve kadınların şikayet etme oranının yüksekliğidir. Yani seküler toplumlarda oranların yüksek çıkması, suçun gizlenmeyip kayda geçmesiyle ilgilidir. Muhafazakar veya dini referansların baskın olduğu coğrafyalarda resmi rakamlar ilk bakışta düşük görünebilir. Ancak aile onuru, baskı, "el alem ne der" kaygısı ve yargıya güvensizlik nedeniyle taciz ve aile içi şiddetin büyük kısmı karakola hiç yansımamaktadır. Örneğin UNODC verilerine göre, aile içi şiddet ve kadın cinayetlerinin oran olarak en yoğun yaşandığı yerler bazı gelişmekte olan ve muhafazakar bölgelerdir. Dolayısıyla, dini değerlerin hakimiyetinin otomatik olarak şiddeti önlediği varsayımı istatistiklerce doğrulanmamaktadır. Şiddet oranlarını belirleyen temel faktör teolojik bir ayrım değil; hukukun üstünlüğü, ekonomik bağımsızlık, eğitim düzeyi ve cezasızlık kültürüdür. Kadının ekonomik özgürlüğünün olmadığı toplumlarda şiddet normalleştirilmektedir. Velhasılı Kelam; Şiddeti tek bir inanç sistemine bağlamak eksik bir okumadır. Şiddet, inançlardan bağımsız olarak güç eşitsizliği ve yoksullukla beslenir
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.