Kültürümüzde temizliğin tartışılmaz yeri vardır. Üstümüz başımız, evimiz barkımız temiz olsun isteriz. Kahır ekseriyeti müslüman bir ülkeyiz. '' Temizlik imanın yarısıdır '' diye başlayan hadisi duymayanımızda yoktur. Ama gelin görün ki, evlerimizin iç temizliğine inat; sokaklarımız, meydanlarımız çer çöp içinde.
Sakın belediyelere kabahat bulmayın. İnsan profilimizle ilgili bir durum diye düşünüyorum. En eğitimli, varlıklı insanların oturdukları yerlerle; orta gelirli veya gelir dağılımından en az nasiplenenlerin yaşadıkları yerler arasında ki ortak nokta sokakların çöpüdür desek abartmış olmayız. Düşünün bir kere kaç on yıldır İzmir çöpü, pisliği, kokusuyla anılır; Şikayetçi var mı ? Olsa, tedbir alınır..
Ne acı dimi, haberlerde Japon turistlerin Konak meydanı ve saat kulesinde çöp topladıkları görüntüleri yayınlanıyor. Hoş görüntüler gibi yayınlanıyor ama hoş değil. Bir müslüman ülkenin şehrinde sembolikte olsa turistler çöp topluyor. Yine bir başka haber; Gençler kendi aralarında toplanıp, orman girişine bırakılan çöpleri topluyorlar.
Emin olun, Avrupa şehirleri temizse bu onların temizlik alışkanlığından değil. Çöpünü atılması gereken yere bırakmayana ceza olduğu ve cezanın affedilmedilmediği için, hiç kimse çöpünü rast gele yerlere atmıyor, atamıyor. Bir de takdire değer şikayet alışkanlıkları var. Trafiği ihlal edeni, çöpünü yere atanı, gürültü yapıp çevreyi rahatsız edeni hemen şikayet ediyorlar. Polis; elinde ceza küpürü ile kapıyı çalıyor. Hal böyle olunca kimse kimseyi rahatsız etmiyor, evinin yahut arabasının camından evsel çöpünü fıydırıp atmıyor.
Sigara izmaritini sokağa fıydırıp atan amcamızın oğlu, yediği dondurmanın ambalajını tabi parktaki ağacın dibine bırakacak. Bir diğer içtiği meşrubatın şişesini çimlere usulca bırakıp yoluna devam edecek. Dilim varmıyor yazmaya ama kağıt mendillerle dolu yollarımız.
Hindistan belgesellerini hepimiz izliyoruz. Çöpler, inekler, bina diplerini tuvalet yeri gibi kullananlar, motosıkletler, tuktuklar, otomobiller, otobüsler, kamyonlarla vs birlikte insan kalabağının sel gibi çöpleri yarıp geçtiği, sokak satıcılarının sunduğu yemeklerle karınlarını doyuranlarıyla renkli mi renkli acınası bir milyar dörtyüzelli milyonluk ülke. Evet, hepimiz izliyoruz ve diyoruz ki; '' Şunların haline bakın, bunlardan hallice iyiyiz, şükredin.
100 yıl önce başlatılan batılılaşma serüveninde geldiğimiz nokta budur. Sokaklar, meydanlar toplumun evlerden yansıyan aynasıdır. Son yıllarda köylerde yaşayanların oranı daha da düştü. İl ve ilçelerde yaşayanların oranı % 93.4 e dayandı. Durup kendi halimize üzülüyoruz. Maalesef şehirleşiyoruz ama medenileşemiyoruz. Vesselam..