birsan alüminyum
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
Köşe Yazarı
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
 

ABD ve İsrail saldırılarına karşı sosyal medyada Kudüs ittifakı: Ahlâk, ilke ve sorumluluk

Öncelikli düşmanımızın kim olduğunu unutmayacağız: Rabbimizin, “İnsanlar içinde mü’minlere en şiddetli düşmanlık besleyenlerin Yahudiler ve Allah’a şirk koşanların olduğunu görürsün.” (Maide 82) ilahi uyarısı gereği, öncelikli düşmanımızın Siyonist Yahudi olduğunu asla unutmayacağız. Sosyal medya paylaşımlarımızın ve tüm dijital etkileşimlerimizin bu gerçek çerçevesinde şekillenmesine gayret edeceğiz. Hiç kimsenin ve hiçbir sosyal medya algısının öncelikli düşman algımızı değiştirmesine müsaade etmeyeceğiz. Zira Siyonist Yahudi’nin en büyük isteğinin Müslümanların öncelikli düşman algısının zedelenmesi olduğu gerçeğini asla aklımızdan çıkarmayacağız. Ana gündemimizi ümmetin birliği olarak sabitleyeceğiz: Haçlılara karşı savaşırken “Müslümanlar arasındaki tüm fıkhî, siyasî ve mezhebî tartışmaları yasaklayıp; hutbelerde, vaazlarda ve ilmî meclislerde ana gündemin daima “ümmetin birliği” olması gerektiğini vurgulayan” Selahaddin Eyyubi gibi; bu zor zamanlarda ümmeti bölecek, parçalayacak, suni tartışmalar üretecek ve ihtilafları ön palana çıkaracak tartışmalardan kaçınacağız. Sosyal medya etkileşimleri uğruna bu tartışmaları körükleyenlere asla prim vermeyeceğiz. Yine Selahaddin Eyyubi’nin, “Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar” ilkesi gereği, sosyal medya paylaşımlarımızın namlusunu Müslümanlara değil, kâfirlere doğrultacağız. Sosyal medyayı ahlâksızca kullananların bize öğretmenlik yapmasını reddedeceğiz: Esir alınan İtalyan askerlerine iyi muamelede bulunulmasını emrettiğinde, “Ama onlar bize işkence ediyorlar ve öldürüyorlar” diyen askere, “Evet ama onlar bizim öğretmenimiz değildir” diyen Ömer Muhtar gibi, Sırpların kadınlara tecavüz ettiğini, yaşlıları ve çocukları öldürdüğünü söyleyerek buna aynı şekilde karşılık verilmesi gerektiğini ima eden komutanına, “Bana bak komutan! Sırplar bizim öğretmenimiz değildir” diyen Aliya İzzetbegoviç gibi. Tüm iyi niyetimize ve birlik çabamıza rağmen sosyal medyada bize ve değerlerimize küfreden, hakaret eden ve birliğimizi parçalayanlara asla onlar gibi karşılık vermeyeceğiz. Zira onlar bizim öğretmenlerimiz değildir. Bizim yegâne öğretmenimiz Hz. Muhammed’dir (s.a.s). Yine aynı şekilde farklı mezhep, meşrep, ideoloji ve şahısların ahlaksızlıklarını bahane ederek, sosyal medyada ahlaksızca konuşan, küfürlü paylaşımlar yapan, insanları daha da kışkırtan, işi sulandıran, ciddiyetten uzaklaştıran, bayağılaştıran ve tek sermayeleri sosyal medya tartışmaları olan dijital fenomenlerin bize örneklik ve öğretmenlik yapmasını reddedeceğiz. “Savaşın ölünce değil düşmana benzeyince kaybedileceği” gerçeğinden hareketle kınadıklarımıza ve eleştirdiklerimize asla benzemeyeceğiz. İhtilaflarımızı değil, ittifaklarımızı ön plana çıkaracağız: Mısır’ın İngilizler tarafından işgal edildiği günlerde teravih namazının sekiz rekât mı, yoksa yirmi rekât mı kılınacağına dair tartışmaya giren halka, “Sizin ihtilaf ettiğiniz teravih namazı sünnet, Müslümanların birliği ise farzdır. Sünnet için farz terk edilmez. İttifak ettiğimiz hususlarda birlikte hareket edelim, ihtilaf ettiğimiz hususlarda ise birbirimizi mazur görelim" diyerek tartışmayı bitiren şehid Hasan el-Benna gibi; ihtilaflarımıza değil, ittifaklarımıza vurgu yapacağız. Siyonist İsrail’in kapımıza dayandığı şu günlerde sosyal medya paylaşımlarımızda ittifak ettiğimiz hususları ön plana çıkaracağız. İhtilaf ettiğimiz meselelerden ise uzak duracağız. Kendisine sahabe arasında cereyan eden Cemel ve Sıffin savaşları hakkındaki tartışmalı konular sorulduğunda, “Allah kılıçlarımızı o kanlara bulaştırmaktan korudu; biz de dillerimizi bulaştırmayalım” diyen Ömer b. Abdulaziz’in bu muhteşem ilkesinde olduğu gibi sosyal medya paylaşımlarımızda bizim kesin hüküm hakkına sahip olmadığımız konularda dilimizi koruyacağız. İçeride ve dışarıda birlik için çaba sarf edeceğiz: Bütün ömrünü ümmeti Siyonizm karşısında tek saf haline getirmek için adayan ve, “Sömürüldükten sonra Türk olsan ne olur, Kürt olsan ne olur” diyen Prof. Dr. Necmettin Erbakan gibi ABD ve İsrail tarafından ezildikten, sömürüldükten, köleleştirildikten sonra; coğrafyamız işgal edilerek kadınlarımızın iffeti, erkeklerimizin şerefi, çocuklarımızın bedeni yok edildikten sonra; bütün yer altı ve yerüstü milli kaynaklarımız yağmalandıktan sonra hangi ırktan, hangi mezhepten, hangi partiden, hangi cemaatten, hangi tarikattan olduğumuzun hiçbir öneminin kalmayacağının farkına varacağız. Bu nedenle sosyal medya paylaşımlarımızın ana hedefinin “içeride ve dışarıda sonuna kadar birlik” olmasına gayret edeceğiz. İlle de uyaracaksak Hz. Muhammed (s.a.s) gibi uyaracağız: Efendimiz (s.a.s), “Bazılarınıza ne oluyor ki, şöyle şöyle yapıyorlar” diyerek isim vermeden, kimseyi rencide etmeden, onurunu incitmeden ve toplum içinde küçük düşürmeden uyarırdı. Biz de ille bir Müslüman kardeşimizi uyaracak ya da eleştireceksek, onu sosyal medya gibi kamuya açık alanlarda küçük düşürmemek, onur ve haysiyetini yerle bir etmemek, onu kışkırtıp daha da büyük hatalar yapmasına sebep olmamak için isim vererek değil, yapılan hataları ve yanlışları dile getirerek eleştireceğiz. Unutmayalım ki, kişinin onur ve haysiyetinin incitildiği yerde davet de olmaz, tebliğ de olmaz, nasihat de olmaz. Allah, ümmetimizi ve milletimizi her türlü ayrılık ve kargaşadan muhafaza buyursun. En kısa sürede tüm Siyonist ve emperyalistleri hezimete uğratsın ve bizi de buna vesile kılsın. Dr. Abdulaziz KIRANŞAL Müslüman Şahsiyet Akademisi
Ekleme Tarihi: 13 Mart 2026 -Cuma
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL

ABD ve İsrail saldırılarına karşı sosyal medyada Kudüs ittifakı: Ahlâk, ilke ve sorumluluk

Öncelikli düşmanımızın kim olduğunu unutmayacağız:
Rabbimizin, “İnsanlar içinde mü’minlere en şiddetli düşmanlık besleyenlerin Yahudiler ve Allah’a şirk koşanların olduğunu görürsün.” (Maide 82) ilahi uyarısı gereği, öncelikli düşmanımızın Siyonist Yahudi olduğunu asla unutmayacağız. Sosyal medya paylaşımlarımızın ve tüm dijital etkileşimlerimizin bu gerçek çerçevesinde şekillenmesine gayret edeceğiz. Hiç kimsenin ve hiçbir sosyal medya algısının öncelikli düşman algımızı değiştirmesine müsaade etmeyeceğiz. Zira Siyonist Yahudi’nin en büyük isteğinin Müslümanların öncelikli düşman algısının zedelenmesi olduğu gerçeğini asla aklımızdan çıkarmayacağız.
Ana gündemimizi ümmetin birliği olarak sabitleyeceğiz:
Haçlılara karşı savaşırken “Müslümanlar arasındaki tüm fıkhî, siyasî ve mezhebî tartışmaları yasaklayıp; hutbelerde, vaazlarda ve ilmî meclislerde ana gündemin daima “ümmetin birliği” olması gerektiğini vurgulayan” Selahaddin Eyyubi gibi; bu zor zamanlarda ümmeti bölecek, parçalayacak, suni tartışmalar üretecek ve ihtilafları ön palana çıkaracak tartışmalardan kaçınacağız. Sosyal medya etkileşimleri uğruna bu tartışmaları körükleyenlere asla prim vermeyeceğiz.
Yine Selahaddin Eyyubi’nin, “Dostlarıyla uğraşanlar, düşmanlarıyla savaşamazlar” ilkesi gereği, sosyal medya paylaşımlarımızın namlusunu Müslümanlara değil, kâfirlere doğrultacağız.
Sosyal medyayı ahlâksızca kullananların bize öğretmenlik yapmasını reddedeceğiz:
Esir alınan İtalyan askerlerine iyi muamelede bulunulmasını emrettiğinde, “Ama onlar bize işkence ediyorlar ve öldürüyorlar” diyen askere, “Evet ama onlar bizim öğretmenimiz değildir” diyen Ömer Muhtar gibi, Sırpların kadınlara tecavüz ettiğini, yaşlıları ve çocukları öldürdüğünü söyleyerek buna aynı şekilde karşılık verilmesi gerektiğini ima eden komutanına, “Bana bak komutan! Sırplar bizim öğretmenimiz değildir” diyen Aliya İzzetbegoviç gibi. Tüm iyi niyetimize ve birlik çabamıza rağmen sosyal medyada bize ve değerlerimize küfreden, hakaret eden ve birliğimizi parçalayanlara asla onlar gibi karşılık vermeyeceğiz. Zira onlar bizim öğretmenlerimiz değildir. Bizim yegâne öğretmenimiz Hz. Muhammed’dir (s.a.s).
Yine aynı şekilde farklı mezhep, meşrep, ideoloji ve şahısların ahlaksızlıklarını bahane ederek, sosyal medyada ahlaksızca konuşan, küfürlü paylaşımlar yapan, insanları daha da kışkırtan, işi sulandıran, ciddiyetten uzaklaştıran, bayağılaştıran ve tek sermayeleri sosyal medya tartışmaları olan dijital fenomenlerin bize örneklik ve öğretmenlik yapmasını reddedeceğiz. “Savaşın ölünce değil düşmana benzeyince kaybedileceği” gerçeğinden hareketle kınadıklarımıza ve eleştirdiklerimize asla benzemeyeceğiz.
İhtilaflarımızı değil, ittifaklarımızı ön plana çıkaracağız:
Mısır’ın İngilizler tarafından işgal edildiği günlerde teravih namazının sekiz rekât mı, yoksa yirmi rekât mı kılınacağına dair tartışmaya giren halka, “Sizin ihtilaf ettiğiniz teravih namazı sünnet, Müslümanların birliği ise farzdır. Sünnet için farz terk edilmez. İttifak ettiğimiz hususlarda birlikte hareket edelim, ihtilaf ettiğimiz hususlarda ise birbirimizi mazur görelim" diyerek tartışmayı bitiren şehid Hasan el-Benna gibi; ihtilaflarımıza değil, ittifaklarımıza vurgu yapacağız. Siyonist İsrail’in kapımıza dayandığı şu günlerde sosyal medya paylaşımlarımızda ittifak ettiğimiz hususları ön plana çıkaracağız. İhtilaf ettiğimiz meselelerden ise uzak duracağız.
Kendisine sahabe arasında cereyan eden Cemel ve Sıffin savaşları hakkındaki tartışmalı konular sorulduğunda, “Allah kılıçlarımızı o kanlara bulaştırmaktan korudu; biz de dillerimizi bulaştırmayalım” diyen Ömer b. Abdulaziz’in bu muhteşem ilkesinde olduğu gibi sosyal medya paylaşımlarımızda bizim kesin hüküm hakkına sahip olmadığımız konularda dilimizi koruyacağız.
İçeride ve dışarıda birlik için çaba sarf edeceğiz:
Bütün ömrünü ümmeti Siyonizm karşısında tek saf haline getirmek için adayan ve, “Sömürüldükten sonra Türk olsan ne olur, Kürt olsan ne olur” diyen Prof. Dr. Necmettin Erbakan gibi ABD ve İsrail tarafından ezildikten, sömürüldükten, köleleştirildikten sonra; coğrafyamız işgal edilerek kadınlarımızın iffeti, erkeklerimizin şerefi, çocuklarımızın bedeni yok edildikten sonra; bütün yer altı ve yerüstü milli kaynaklarımız yağmalandıktan sonra hangi ırktan, hangi mezhepten, hangi partiden, hangi cemaatten, hangi tarikattan olduğumuzun hiçbir öneminin kalmayacağının farkına varacağız. Bu nedenle sosyal medya paylaşımlarımızın ana hedefinin “içeride ve dışarıda sonuna kadar birlik” olmasına gayret edeceğiz.
İlle de uyaracaksak Hz. Muhammed (s.a.s) gibi uyaracağız:
Efendimiz (s.a.s), “Bazılarınıza ne oluyor ki, şöyle şöyle yapıyorlar” diyerek isim vermeden, kimseyi rencide etmeden, onurunu incitmeden ve toplum içinde küçük düşürmeden uyarırdı. Biz de ille bir Müslüman kardeşimizi uyaracak ya da eleştireceksek, onu sosyal medya gibi kamuya açık alanlarda küçük düşürmemek, onur ve haysiyetini yerle bir etmemek, onu kışkırtıp daha da büyük hatalar yapmasına sebep olmamak için isim vererek değil, yapılan hataları ve yanlışları dile getirerek eleştireceğiz. Unutmayalım ki, kişinin onur ve haysiyetinin incitildiği yerde davet de olmaz, tebliğ de olmaz, nasihat de olmaz.
Allah, ümmetimizi ve milletimizi her türlü ayrılık ve kargaşadan muhafaza buyursun. En kısa sürede tüm Siyonist ve emperyalistleri hezimete uğratsın ve bizi de buna vesile kılsın.
Dr. Abdulaziz KIRANŞAL
Müslüman Şahsiyet Akademisi
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve habergebze.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.