KORUYUCU SAĞLIKTA ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ: Dr. Seval Sarıkaya Aile Hekimliği ve Sağlıklı Hayat Merkezlerini Anlattı
KORUYUCU SAĞLIKTA ERKEN TEŞHİSİN ÖNEMİ: Dr. Seval Sarıkaya Aile Hekimliği ve Sağlıklı Hayat Merkezlerini Anlattı
Toplum sağlığının en önemli basamakları olan aile hekimliği, Sağlıklı Hayat Merkezleri, gebe okulları, kanser taramaları ve sağlık okuryazarlığı konularını uzmanıyla konuştuk. Kocaeli Gebze İlçe Sağlık Müdürlüğü Beylikbağı Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Seval Sarıkaya, merak edilen tüm soruları yanıtladı.
Sunucu: Bugün toplum sağlığının en önemli basamaklarından biri olan aile hekimliğini, Sağlıklı Hayat Merkezlerini, gebe okullarını, kanser taramalarını ve sağlık okuryazarlığını konuşacağız. Konuğumuz, yaklaşık yirmi yıllık hekimlik deneyimine sahip Kocaeli Gebze İlçe Sağlık Müdürlüğünde Beylikbağı Sağlıklı Hayat merkezinde sorumlu hekim olarak çalışan Aile Hekimliği Uzmanı Dr. Seval SARIKAYA. Hoş geldiniz.
Dr. Seval SARIKAYA: Hoş bulduk. Bizi izleyen herkese şunu hatırlatmak isterim: Sağlığımızı korumak, hastalandıktan sonra tedavi olmaktan önce başlar. Aile hekiminizi yalnızca hastalandığınızda değil; aşınızı, taramalarınızı ve genel sağlık risklerinizi değerlendirmek için de ziyaret edin. Yaşınıza uygun kanser taramalarını ertelemeyin, gebelik ve çocukluk izlemlerini aksatmayın, ilaçları özellikle de antibiyotikleri hekim önerisi olmadan kullanmayın. İnternette karşılaştığınız her bilgiyi doğru kabul etmeyin; merak ettiğiniz konuyu sağlık profesyonellerine sorun. Küçük ama sürdürülebilir adımlar, düzenli hareket, dengeli beslenme, tütünden uzak durma ve zamanında kontrol uzun vadede çok büyük fark oluşturur. Unutmayalım: Erken fark etmek, doğru bilgiye ulaşmak ve koruyucu sağlık hizmetlerinden yararlanmak hayat kurtarabilir. Sağlıklı günler diliyorum.
AİLE HEKİMLİĞİ VE KORUYUCU SAĞLIK
Aile hekimliği nedir ve sağlık sistemi içindeki önemi nedir?
Dr. Seval SARIKAYA: Aile hekimliği, kişinin yaşı, cinsiyeti veya hastalığı ne olursa olsun ilk başvurabileceği, kişiyi ve ailesini zaman içinde tanıyan birinci basamak sağlık hizmetidir. Buradaki en önemli nokta sürekliliktir. Hastayı yalnızca o günkü şikâyetiyle değil; geçmiş hastalıkları, kullandığı ilaçlar, aile öyküsü, yaşam biçimi ve riskleriyle birlikte değerlendiririz. Gerektiğinde tanı ve tedaviyi başlatır, gerektiğinde uygun uzmana yönlendiririz. Böylece hem hastalıkların erken fark edilmesine hem de sağlık hizmetlerinin doğru ve verimli kullanılmasına katkı sağlarız.
Aile hekiminin temel görevleri nelerdir?
Dr. Seval SARIKAYA: Aile hekiminin görevi yalnızca muayene edip reçete yazmak değildir. Kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri, birinci basamak tanı ve tedavi, danışmanlık, izlem ve gerektiğinde sevk hizmetlerini birlikte yürütürüz. Gebe ve lohusa izlemleri, bebek ve çocuk takipleri, aşılama, kanser ve kronik hastalık taramaları, yaşlı sağlığının değerlendirilmesi, akılcı ilaç kullanımı ve sağlıklı yaşam danışmanlığı bu görevlerin önemli parçalarıdır. Kısacası aile hekimi, hastalık ortaya çıktığında tedavi eden ama mümkünse hastalık ortaya çıkmadan önce riski azaltmaya çalışan hekimdir.

Vatandaşlar hangi durumlarda önce aile hekimine başvurmalıdır?
Dr. Seval SARIKAYA: Acil olmayan yeni şikâyetlerde, düzenli kontrollerde, ilaç ve kronik hastalık takibinde, aşı danışmanlığında, gebelik planlamasında, çocuk izlemlerinde ve tarama zamanı geldiğinde ilk başvuru noktası aile hekimi olabilir. Aile hekimi muayene sonrası sorunu birinci basamakta yönetebilir veya gerekli görürse ilgili branşa yönlendirebilir. Ancak göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı, felç bulguları, bilinç kaybı, ağır travma ya da kontrol edilemeyen kanama gibi acil belirtilerde zaman kaybetmeden 112 veya acil servise başvurulmalıdır.
Hiçbir şikâyeti olmayan bir kişi neden düzenli olarak aile hekimine gitmelidir?
Dr. Seval SARIKAYA: Çünkü hipertansiyon, diyabet, obezite ve bazı kanserler uzun süre belirti vermeden ilerleyebilir. Düzenli değerlendirmelerde yaşa, cinsiyete, aile öyküsüne ve kişisel risklere göre kan basıncı, kilo, kan şekeri, kalp-damar riski, aşı durumu ve kanser tarama zamanı gözden geçirilir. Amaç herkese gelişigüzel çok sayıda test yapmak değil; doğru kişiye, doğru zamanda, kanıta dayalı tarama yapmaktır. Erken fark edilen bir risk, çoğu zaman yaşam tarzı değişikliği ve uygun izlemle ciddi bir hastalığa dönüşmeden kontrol altına alınabilir.
Aile hekimliği yaşamın hangi dönemlerinde koruyucu hizmet sunar?
Dr. Seval SARIKAYA: Koruyucu hizmetler doğum öncesinden başlayıp ileri yaşlara kadar devam eder. Gebelikte annenin ve bebeğin izlemi, doğumdan sonra lohusa takibi, yenidoğan taramaları, büyüme-gelişme izlemi ve çocukluk çağı aşıları ilk yılların temelidir. Ergenlikte sağlıklı yaşam ve riskli davranışlar, yetişkinlikte üreme sağlığı, kronik hastalık ve kanser taramaları öne çıkar. İleri yaşlarda ise çoklu ilaç kullanımı, düşme riski, beslenme, bilişsel ve işlevsel durum gibi konular değerlendirilir. Yani aile hekimliği, yaşam boyu devam eden bir sağlık ortaklığıdır.
Kronik hastalıkların erken tanı ve takibinde aile hekiminin rolü nedir?
Dr. Seval SARIKAYA: Hipertansiyon, diyabet, obezite ve kalp-damar hastalıkları toplumda çok sık görülür. Aile hekimi, kayıtlı nüfusunu tanıdığı için riskli kişileri belirleyebilir, gerekli ölçüm ve tetkikleri planlayabilir, tanı alan hastanın ilaç uyumunu ve yaşam tarzını izleyebilir. Hastalık Yönetim Platformu gibi sistemler de tarama ve takip süreçlerini desteklemektedir. Burada hedef yalnızca bir laboratuvar sonucunu düzeltmek değildir; kalp krizi, inme, böbrek yetmezliği ve görme kaybı gibi uzun vadeli komplikasyonları önlemektir.
Aşılar sadece çocuklar için midir? Erişkinler aile hekiminden nasıl destek alabilir?
Dr. Seval SARIKAYA: Aşılar yalnızca çocukluk dönemine ait değildir. Erişkinlerin de yaşına, gebelik durumuna, mesleğine, kronik hastalıklarına, bağışıklık durumuna ve seyahat planına göre aşı ihtiyacı olabilir. Tetanoz-difteri, grip, pnömokok ve bağışık olmayan kişilerde kızamık-kızamıkçık-kabakulak gibi aşılar kişiye göre değerlendirilir. Vatandaşlarımız aşı geçmişlerini aile hekimleriyle gözden geçirebilir. İnternetten genel bir listeye bakarak karar vermek yerine, kişisel riskleri ve güncel ulusal programı dikkate alan hekim değerlendirmesi daha güvenlidir.

SAĞLIKLI HAYAT MERKEZLERİ
Sağlıklı Hayat Merkezleri nedir ve neden kurulmuştur?
Dr. Seval SARIKAYA: Sağlıklı Hayat Merkezleri; bireyi ve toplumu sağlık risklerinden korumak, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını desteklemek, birinci basamak hizmetlerini güçlendirmek ve bu hizmetlere erişimi kolaylaştırmak için kurulmuş çok disiplinli merkezlerdir. Buradaki yaklaşım, hastalık oluştuktan sonra yalnızca tedavi vermek değil; beslenme, fiziksel aktivite, tütün kullanımı, ruh sağlığı ve diğer risk alanlarında kişiye destek olmaktır. Hekim, diyetisyen, psikolog, fizyoterapist, çocuk gelişimci, ebe, hemşire ve sosyal çalışmacı gibi farklı meslek grupları birlikte çalışabilir.
Bu merkezlerde hangi hizmetler sunuluyor ve vatandaşlar nasıl yararlanabilir?
Dr. Seval SARIKAYA: Merkezin personel ve birimlerine göre sağlıklı beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite ve egzersiz desteği, psikososyal danışmanlık, aile danışmanlığı, çocuk gelişimi, sigara bırakma hizmetleri, üreme sağlığı eğitimleri, kanser taramaları ve sağlık eğitimleri sunulabilir. Bu hizmetlerin önemli bir bölümü ücretsizdir. vatandaşlar en yakın Sağlıklı Hayat Merkezinden, aile hekiminden güncel bilgi alabilir, MHRS ve 182 Nolu Sağlık bakanlığı hattından randevu oluşturabilrler. Amaç, kişiye uygulanabilir ve sürdürülebilir bir sağlıklı yaşam planı oluşturmaktır.
Aile Sağlığı Merkezleri ile Sağlıklı Hayat Merkezleri birbirini nasıl tamamlıyor?
Dr. Seval SARIKAYA: Aile Sağlığı Merkezi kişinin ilk değerlendirmesini, koruyucu hizmetlerini ve düzenli tıbbi izlemini yürütür. Sağlıklı Hayat Merkezi ise ihtiyaç duyulan alanlarda daha ayrıntılı ve ekip temelli destek sunar. Örneğin aile hekimi kilo, sigara kullanımı, hareketsizlik veya psikososyal bir risk saptadığında kişiyi uygun danışmanlık birimine yönlendirebilir; oradaki değerlendirmeler de aile hekimliği takibini destekler. Bu iki yapı rakip değil, birbirini tamamlayan hizmetlerdir. En iyi sonuç, vatandaşın bu basamaklar arasında kopmadan izlenmesiyle alınır.
GEBE OKULLARI
Gebe okullarının temel amacı nedir?
Dr. Seval SARIKAYA: Gebe okullarının amacı, anne adayını ve mümkün olduğunda eşini ya da destek olacak yakınını gebelik, doğum, lohusalık ve yenidoğan dönemine bilgiyle hazırlamaktır. Gebelik ve doğum doğal süreçlerdir; ancak bilinmezlik, yanlış bilgiler ve çevreden duyulan olumsuz hikâyeler kaygıyı artırabilir. Eğitimlerde anne adayının bedenindeki değişiklikleri anlaması, risk işaretlerini tanıması, doğuma bilinçli hazırlanması ve doğum sonrasında bebeğin bakımına daha güvenli başlaması hedeflenir. Bu okullar tıbbi takibin yerine geçmez; düzenli gebelik izlemini tamamlayan bir eğitim ve danışmanlık hizmetidir.
Gebe okullarında anne adaylarıyla hangi bilgiler paylaşılır?
Dr. Seval SARIKAYA: Programlara göre ayrıntılar değişmekle birlikte; gebelikte fiziksel ve psikolojik değişiklikler, sağlıklı beslenme, güvenli hareket ve egzersiz, gebelikte tehlike işaretleri, doğumun başladığını gösteren belirtiler, doğumun evreleri, nefes ve gevşeme teknikleri, ağrıyla baş etme yöntemleri, hastane süreci ve doğum tercihleri anlatılır. Ayrıca anne sütü, doğru emzirme teknikleri, yenidoğan bakımı, güvenli uyku, lohusalık, doğum sonrası ruhsal değişiklikler, aile planlaması ve eş desteği gibi konular da işlenir. Bazı merkezlerde uygulamalı çalışmalar ve hastane tanıtımı yapılır.
Bu eğitimler gebelere ve ailelerine hangi yönlerden fayda sağlar?
Dr. Seval SARIKAYA: Bilgi, kaygıyı tamamen ortadan kaldırmasa da belirsizliği azaltır ve anne adayının kendine güvenini artırır. Gebe, hangi değişikliklerin olağan olduğunu ve hangi durumda sağlık kuruluşuna başvurması gerektiğini daha iyi ayırt eder. Doğumda nefes, gevşeme ve hareket yöntemlerini önceden öğrenmek sürece daha aktif katılmasını sağlar. Emzirme ve bebek bakımına hazırlık da doğumdan sonraki ilk günleri kolaylaştırır. Eşin ya da yakının eğitime katılması, annenin ihtiyaçlarını anlamasını ve daha etkili destek vermesini sağlar. Her gebeliğin özel olduğu ve kişisel tıbbi kararların takip eden hekimle verilmesi gerektiği de vurgulanır.
ULUSAL KANSER TARAMA PROGRAMI
Ülkemizde yürütülen kanser tarama programı hangi kanserleri kapsıyor?
Dr. Seval SARIKAYA: Ulusal program genel risk grubundaki kişiler için üç temel taramayı kapsar. Meme kanseri için 40-69 yaş arasındaki kadınlara yılda bir klinik meme muayenesi ve 2 yılda bir mamografi uygulanır. Rahim ağzı kanseri için 30-65 yaş arasındaki kadınlara 5 yılda bir HPV-DNA testi yapılır. Kalın bağırsak kanseri için 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere 2 yılda bir gaitada gizli kan testi yapılır; bu yaş grubunda 10 yılda bir kolonoskopi de önerilmektedir. Bunlar genel nüfus standartlarıdır; aile öyküsü veya başka bir risk varsa plan kişiye göre değişebilir.
Kanser taramaları nerelerde yaptırılabilir ve neden belirti beklenmemelidir?
Dr. Seval SARIKAYA: Ücretsiz taramalar Aile Sağlığı Merkezleri, KETEM'ler, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve mobil tarama araçlarında yürütülmektedir. Taramanın mantığı, henüz hiçbir şikâyeti olmayan hedef yaş grubundaki kişide hastalığı veya kanser öncesi değişiklikleri erken yakalamaktır. Bu nedenle 'Benim hiçbir şikâyetim yok' demek taramayı ertelemek için doğru bir gerekçe değildir. Tarama sonucu pozitif ya da şüpheli olduğunda kişi tanı konmuş sayılmaz; ileri inceleme için ilgili sağlık kuruluşuna yönlendirilir. Kesin değerlendirme gerekli tetkiklerle yapılır.
Tarama ile tanı arasındaki fark nedir? Kimler standart programı beklememelidir?
Dr. Seval SARIKAYA: Tarama, belirtisi olmayan ve belirli yaş-risk grubundaki kişilere uygulanan erken yakalama yöntemidir; tek başına kesin tanı koymaz. Memede yeni kitle, olağandışı kanama, dışkıda kan, açıklanamayan kilo kaybı, uzun süren bağırsak alışkanlığı değişikliği veya başka şüpheli bir belirti varsa tarama zamanını beklemeden hekime başvurmak gerekir. Birinci derece akrabada erken yaşta kanser, bilinen genetik yatkınlık, daha önce saptanmış polip veya kanser öyküsü gibi durumlarda da daha erken ya da farklı yöntemlerle izlem planlanabilir. Kişisel plan hekim tarafından belirlenmelidir.

SAĞLIK OKURYAZARLIĞI VE TOPLUMA MESAJ
Sağlık okuryazarlığı nedir ve neden bu kadar önemlidir?
Dr. Seval SARIKAYA: Sağlık okuryazarlığı yalnızca okuma yazma bilmek değildir. Kişinin sağlıkla ilgili doğru bilgiye ulaşabilmesi, bilgiyi anlayabilmesi, güvenilirliğini değerlendirebilmesi ve kendi sağlığı için uygun biçimde kullanabilmesidir. Bir ilacın nasıl alınacağını bilmek, tarama davetini anlamak, acil bir belirtiyi tanımak, güvenilir kaynakla yanıltıcı içeriği ayırabilmek bunun parçalarıdır. Sağlık okuryazarlığı yükseldikçe kişiler koruyucu hizmetlerden daha doğru yararlanır, tedaviye uyum artar ve gereksiz ya da yanlış uygulamalar azalır. Bu nedenle ülkemizde 2025-2028 Ulusal Eylem Planı ile bu alanın güçlendirilmesi hedeflenmektedir.
Siz sağlık okuryazarlığını artırmak için günlük uygulamanızda neler yapıyorsunuz?
Dr. Seval SARIKAYA: Öncelikle tıbbi terimleri mümkün olduğunca sadeleştiriyorum ve hastanın soru sormasına zaman ayırıyorum. Anlattığım konunun anlaşılıp anlaşılmadığını görmek için bazen 'Benim anlattıklarımı kendi cümlelerinizle nasıl uygulayacağınızı söyler misiniz?' diye soruyorum. Bu, hastayı sınamak için değil, benim anlatımımı kontrol etmek içindir. İlaç saatlerini yazılı vermek, basit görseller kullanmak, tarama ve kontrol tarihlerini hatırlatmak, güvenilir resmî kaynaklara yönlendirmek de yararlıdır. Eğitim düzeyi, yaş, görme-işitme durumu ve ana dil farklılıklarını dikkate alarak iletişimi kişiye göre uyarlamak gerekir.
Sosyal medyadaki sağlık bilgileri ve ilaç kullanımı konusunda vatandaşlara ne önerirsiniz?
Dr. Seval SARIKAYA: Sosyal medyada çok hızlı yayılan bir bilginin doğru olduğu anlamına gelmediğini unutmamalıyız. İçeriği kimin hazırladığına, bilimsel kaynağının olup olmadığına, mucize tedavi veya kesin sonuç gibi iddialar içerip içermediğine bakılmalıdır. Özellikle bitkisel ürünler, takviyeler ve başkasına iyi gelen ilaçlar kişiye zarar verebilir veya kullanılan ilaçlarla etkileşebilir. Antibiyotikler de grip ve soğuk algınlığı gibi viral hastalıklarda etkili değildir; yalnızca hekim önerisiyle, doğru doz ve sürede kullanılmalıdır. Şüpheli bir bilgiyi uygulamadan önce aile hekimine veya ilgili sağlık profesyoneline danışmak en güvenli yoldur.
Toplumda koruyucu sağlık kültürünü güçlendirmek için hepimize hangi sorumluluklar düşüyor?
Dr. Seval SARIKAYA: Sağlık kurumlarının anlaşılır ve güvenilir bilgi sunması, sağlık çalışanlarının yargılamadan dinlemesi, medyanın uzman görüşünü doğru aktarması ve vatandaşın da kendi sağlığına aktif biçimde katılması gerekir. Aşı, düzenli izlem ve kanser taraması gibi koruyucu hizmetler ertelenmemeli; tütün kullanmamak, dengeli beslenmek, hareket etmek ve uykuya önem vermek günlük yaşamın parçası olmalıdır. Sağlık yalnızca hastaneye gidildiğinde hatırlanan bir konu değildir. Birey, aile, sağlık çalışanı, okul, yerel yönetim ve medya birlikte hareket ettiğinde toplum sağlığı gerçek anlamda güçlenir.
Sunucu: Değerli bilgileriniz için çok teşekkür ederiz. Sevgili izleyiciler, kişisel sağlık durumunuzla ilgili kararlar için aile hekiminize veya ilgili uzman hekime başvurmayı unutmayın. Sağlıklı günlerde yeniden görüşmek üzere.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

